U Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Osmanlıca Sözlükte Ara

  • ULUM-U HAFİYE

    Gizli ilimler. Ancak veraset-i Nübüvvet muhakkiklerince veya bir kısım hakikatların esrarına vakıf âlimlerce bilinen ilimler.(İlm-i Cifrin mühim bir düsturu ve ulum-u hafiyyenin mühim bir anahtarı ve bir kısım esrar-ı gaybiyye-i Kur'aniyyenin mühim bir miftahı tevafuktur. M.)
  • ULUM-U KEVNİYE

    Kâinatın ilmi. Yaratılışa dair olan ilimler.
  • ULUM-U MÜTEÂREFE

    Herkesin bildiği ve tanınmış olan ilimler.
  • ULUM-U NAKLİYE

    Hadis, tefsir, fıkıh gibi ve mukaddes kitaplardan nakil olunan ve rivâyet üzerine kurulmuş olan ilimler.
  • ULUM-U NAZARİYE

    Yalnız görüş halinde kalmış, tatbikata konulmamış ilimler, teoriler.
  • ULUM-U SİYASİYE

    Siyasî ilimler.
  • ULUM-U ŞETTÂ

    Dağınık bilgiler, çeşit çeşit ilimler.
  • ULÜ

    Sahipler. Bir şeyin ehli olanlar.
  • ULÜF

    (Ulûfe. C.) Yemler, ulufeler. * Yeniçeri maaşları.
  • ULÜ-L AZM

    Kat'i azim sahibi, ciddiyet, sabır, sebat sahibi büyük zâtlar, hususan peygamberler (Aleyhimüsselâm). Başta Hz. Muhammed (A.S.M.), İsa, Musa, İbrahim, Nuh (A.S.).(Kur'an-ı Hakîm ehl-i şuura imamdır. Cin ve inse mürşiddir. Ehl-i kemale rehberdir. Ehl-i hakikata muallimdir. Öyle ise, beşerin muhaveratı ve üslubu tarzında olmak zaruri ve kat'idir. Çünkü, cin ve ins münacâtını ondan alıyor. Duâsını ondan öğreniyor. Mesailini onun lisaniyle zikrediyor. Edeb-i muaşeretini ondan taallüm ediyor ve hakeza. Herkes onu merci' yapıyor. Öyle ise eğer Hz. Musa'nın (A.S.) Tur-i Sina'da işittiği kelâmullah tarzında olsa idi; beşer bunu dinlemekte ve işitmekte tahammül edemezdi ve merci' edemezdi. Hz. Musa (A.S.) gibi bir ulü-l azm ancak birkaç kelâmı işitmeğe tahammül etmiştir. S.)
  • ULÜ-L EBSAR

    Basiret sâhibleri.
  • ULÜ-L ELBAB

    Akıl sâhibleri. Düşünebilenler. Akl-ı selim sahibleri.
  • ULÜ-L EMR

    Müslümanları şeriat nâmına idare eden (Halife, kadı, İslâm reisi, pâdişah, sultan, reis-i cumhur, reis, müdür gibi) zâtlar.
  • ULÜ-N NÜHA

    Akıllı kimseler.
  • ULÜVV

    Büyüklük, yükseklik. * Bir şeyin yukarısına çıkma. * Şan, şeref ve kadr sahibi olma.
  • ULÜVV-Ü CENABLIK

    Âlî cenablık. * Kerem ve cömertlik sâhibi ve faziletli olmak. Büyüklük.
  • ULÜVV-Ü HİMMET

    Yüksek himmetlilik, gayret ve himmeti çok olmak. (Bak: Himmet)
  • ULÜVV-Ü ŞAN

    Şânı şerefi büyük. Yüksek şeref.
  • ULVAN

    Mektup ve yazı başlığı. * Övünme, tefahur.
  • ULVİ

    (Ulviye) Yüksek, yüce. * Manevî ve göğe mensub.
  • ULVİYET

    Ulvilik, yücelik, yükseklik, ululuk.
  • ULYA

    (Müe.) Pek büyük, pek yüce, daha yüksek. Çok yüksek olan.
  • UMALE

    Bir işçinin, işi karşılığında aldığı ücret.
  • UMDE

    İnanılacak şey. * Prensip, temel fikir. * Dostluk. Güvenilecek yer veya kimse. * Kavim veya kabilenin muteber ve mu'temedi olan. Reis. Serasker.
  • UMK

    Derinlik. Dibi derin. * Kuyu veya denizin derinliği.
  • UMKAN

    Derinliğine.
  • UMMAL

    (Âmil. C.) İdare âmirleri. Valiler. Tahsildarlar.
  • UMMAN

    Büyük deniz. Okyanus. * Hindistan ile Arabistan arasındaki büyük deniz.
  • UMRA

    Bir kimsenin mülkünü bir kimseye "Ömrüm oldukça veya senin ömrün oldukça sana i'tâ ettim, ölsen yine benim olsun" demesi.
  • UMRAN

    İmar ile şenlendirilmiş olan. Bayındırlaşmak. Medenilik. Saâdet. Mutluluk.
  • UMRE

    Ziyâret. Hac mevsimi dışında Kâbe'yi ve Mekke ve Medine'deki mukaddes yerleri ziyaret etmek. Ist: Kâbe-i Muazzama'yı tavaftan ve Safâ ile Merve denilen iki mukaddes mevki arasında sa'yetmekten ibarettir. Farz olan hacca Hacc-ı Ekber denildiği gibi, Umreye de Hacc-ı Asgar denilir. Cuma gününe tevafuk eden hacca da Hacc-ı Ekber denilir.
  • UMRE-İ NEBEVÎ

    Hz. Muhammed (A.S.M.) Efendimizin, hac farz olmadan evvelki haccı.
  • UMUD

    (Amud. C.) Direkler. Sütunlar. * Mc: Seyyidler. Askerî elçiler.
  • UMUHET

    Yapılacak işte tereddüt gösterme, tutulacak yolda duraklama.
  • UMUM

    Umumi olmak. Hep, bütün, cümle, herkes.
  • UM'UME

    İnsan topluluğu.
  • UMUMEN

    Bütün, hep.
  • UMUMET

    Amcalık. Amca akrabalığı.
  • UMUMÎ

    Herkesle alâkalı, herkese dâir.
  • UMUMİYET

    Bir şeyin herkese âit olması. Umumilik.
  • UMUMİYETLE

    Umumi olarak. Genel olarak.
  • UMUR

    (Emir. C.) Emirler. İşler. Hususlar. Maddeler.(Mühim ve büyük bir umur-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır. Bu mânilere ve bu şeytanlara karşı, ihlâs kuvvetine dayanmak gerektir. L.)
  • UMURAŞNA

    (Umur-âşnâ) f. İşten anlar, işbilir.
  • UMURAT

    (Umre. C.) Umreler. Hac mevsiminin haricinde Kâbe'yi ve Mekke-i Mükerreme'nin mübarek yerlerini ziyaret etmeler.
  • UMURDİDE

    (C.: Umurdidegân) f. İş görmüş, işten anlar ve tecrübeli kimse.
  • UMUR-U ASKERİYE

    Askerlik işleri.
  • UMUR-U DÜNYEVİYYE

    Dünya işleri. Dünyaya ait işler.
  • UMUR-U GAYBİYE

    Gaybi olan ve hissiyâtımızla bilinmeyen işler. Geçmiş zamana yahut geleceğe dâir olan ve hazırda mevcut olmayan işler.
  • UMUR-U HASİSE

    Çirkin ve kötü işler.
  • UMUR-U İZÂFİYE

    Birbirisiz olmayan ve birbirine nisbet ve mukayese ile anlaşılan vasıflar. (Meselâ: Karanlık olmasa, aydınlığın bilinmemesi gibi)