C Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Osmanlıca Sözlükte Ara

  • CÜMLE-İ ŞARTİYE

    (Bak: şart)
  • CÜMLE-İ TEFSİRİYE

    (Cümle-i müfessire) "Yâni, meselâ" gibi sözlerle başlayıp önceki cümleyi açıklayan cümle.
  • CÜMLE-İ ÛLÂ

    Birinci cümle. Evvelki cümle.
  • CÜMLETEN

    Bütün, hep, kâffeten, cemian, hep birden.
  • CÜMMA'

    Bir araya gelerek toplanmış şey, küme.
  • CÜMMAH

    Temrensiz, ucu yuvarlak ok. (Oğlancıklar onunla ok atmayı öğrenirlerdi)
  • CÜMMAR

    Hurma yağı denilen beyaz bir maddedir ve hurma ağacının başından çıkar ve araplar onu yerler.
  • CÜMMEL

    (Cümel) Harflerin, sayı kıymetine göre hesaplanması. Ebced. (Bak: Ebced) * Bir kaç urganın birleştirilmesinden meydana gelmiş olan çok kalın gemi halatı.
  • CÜMMET

    Suyun biriktiği yer. * Başta toplanan saç. * Omuzlara inen saç.
  • CÜMMEYZ

    İncire benzer bir yemişin adı.
  • CÜMRE

    Süvari alayı, bin atlı cemaat.
  • CÜMSE

    Hurma koruğu.
  • CÜMUD

    Donuk. Katı. Sert. * Mc: Gayretsiz. * Soğukluk.
  • CÜMUDİYE

    Büyük buz dağ. Glâsiye. Buzul. Aysberg.
  • CÜMUD-U AYN

    Göz donukluğu.
  • CÜMUM

    Suyu çok olan kuyu. * Su kuyuda çok olmak (mânâsına mastardır).
  • CÜMÛS

    Donmak.
  • CÜMZA

    Seri davar.
  • CÜMZAN

    Hurma nevilerinden bir hurma.
  • CÜMZE

    Toplanmış hurma.
  • CÜNABE

    f. İkiz çocuk.
  • CÜNAF

    Kuruluk.
  • CÜNAH

    Bir şeyi basıp meylettiren sıklet demek olup, harec, sıkıntı ve alel-ıtlak ism-i vebal mânasına da gelir ki, "günah" kelimesinin aslı budur. (E.T.) (Bak: Günah)
  • CÜNBÂN

    f. "kımıldanan, kımıldatan, sallanan, oynayan, oynatan, hareket eden" mânâlarına gelir ve sıfatlar yapar. Dünbâle-cünbân $ : Kuyruk sallayan.
  • CÜNBİDE

    f. Sallanmış, kımıldanmış, hareket etmiş.
  • CÜNBİŞ

    f. Kımıldanma, hareket. * Zevk, eğlence, cünbüş.
  • CÜNBİŞ-GEH

    f. Cünbüş yeri, eğlence yeri.
  • CÜNBİŞ-İ ZEMİN

    Deprem, zelzele, yer sarsıntısı.
  • CÜNBUH

    Kalın, uzun ve yüksek nesne. * Büyük bit.
  • CÜNBÜDE

    Kümbet, kubbe.
  • CÜNBÜŞ

    Zevk, eğlence. * Hareket, kımıldanma. * Uta benzer bir çalgı. (Doğrusu: Cünbiş'tir).
  • CÜNBÜZ

    Kemer, kubbe, kümbet.
  • CÜND

    Er, asker. Ordu. * Bir kimsenin yardımcıları. * Şehir.
  • CÜNDEB

    (Cündüb) Bir nevi çekirge. * Mc: Yağmacı.
  • CÜNDÎ

    Süvâri, sipâhi, ata iyi binen, binici.
  • CÜNDUH

    Büyük çekirge.
  • CÜNDÜB

    (C.: Cenâdib) Bir nevi çekirge.
  • CÜ'NE

    Hokka.
  • CÜNEYD

    Küçük asker. Askercik.
  • CÜNEYD-İ BAĞDADÎ

    (Hicri: 207-298) Şafii Hz.lerinin talebesinden ders almıştır. Zamanın kutbu sayılmıştır. 30 defa yaya olarak hacca gitmiştir. Büyük velilerdendir. (K.S.)
  • CÜNH

    Koruma, esirgeme, himâye ve muhafaza etme.
  • CÜNHA

    Suç, kabahat. Te'dib cezâsına müstahak olanın suçu.
  • CÜNNAB

    Bitişik olan iki yemiş.
  • CÜNNAR

    Çınar.
  • CÜNNET

    Örtü, kadın başörtüsü. * Yağan. * Kalkan.
  • CÜNU'

    Yüzü üstüne düşürmek.
  • CÜNUD

    (Cünd. C.) Askerler. Ordu.
  • CÜNUDULLAH

    Allah'ın ordu ve askerleri. (Zerrattan seyyarata kadar bütün mahlukat, Allah'ın emrine tabi birer ordu ve asker gibidir. Mukaddes Kur'an ve iman hizmetinde cansiperane ve ihlâs ve feragatla cehd ü gayret eden müslümanlar da Cünudullah ünvanına mazhardırlar.)
  • CÜNUH

    Yöneliş, meyil.
  • CÜNUN

    Delilik, cinnet. Delirmek. * Çok olmak. * Otun uzaması.